6 Kasım 2017 Pazartesi

BU ADAMI TANIYOR OLAMAZSINIZ #1

Peter Pan, “Var Olmayan Ülke”ye gideli tam bir asır oldu, ama bizler hâlâ onun maceralarını konu alan kitapları okuyor, filmlerini izliyor ve hiç büyümeyenlerin dünyasını düşlüyoruz. Onun büyümeyi reddeden asi ruhu sanki içimize işlemiş. Adını, büyümek istemeyen çocukların rol modeli Peter Pan’dan alan bir sendromdan bahsediyorum. Peter Pan Sendromu, Amerikan Psikiyatri Birliği’nce yayınlanan ve zihinsel hastalıklar için bir tanı ölçütü olan “Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı” (DSM) tarafından gerçek bir hastalık olarak tanımlanmıyor. Ancak söz konusu sendrom “popüler psikoloji” alanında yerini alalı neredeyse 30 yıl oluyor. İsim babası psikanalist Dan Kiley, bu sendromun hastalıklar gibi insan yaşamını tehdit etmediğini, ancak kişinin akıl sağlığını tehdit ettiğinden, basit bir rahatsızlıktan fazlası olduğunu vurguluyor. Sendromu taşıyanlar, yaşları kaç olursa olsun, duygusal bakımdan olgunlaşamamış küçük birer çocukturlar. Onlardan çok etkileniyoruz. Peki, ama neden? Kiley’in cevabı açık: “Peter Pan bize ebedî bir oyun arkadaşının elini sunuyor. Onun yüreğimize dokunmasına izin verdiğimiz zaman, ruhumuz gençlik çeşmesinden besleniyor.” Gençliğin özünü, ebedî gençliğinse zaferini simgeleyen, perilerle dans eden bir kahramanla ilgili bir sendrom bu. Naçizane bu yazı; Wendy, ona nerede yaşadığını sorduğunda, “İkinci sağdan sabaha kadar dümdüz gidince orada” diye yanıtlayan bir kahramandan esinlenen, tüm çocuk ruhlu adamlara ithaf olunur…
[antiprenses]

Hiç yorum yok: