6 Kasım 2017 Pazartesi

TESADÜF #1

Mahallenin en delikanlı abisi ve aynı zamanda öz dayısı olan Cüneyt’in, kana bulanan eski bir gönül işi davasından beş yıl hapis yatıp çıktığı gün, Büyükçekmece’deki yatılı okula gideceği pazartesine rastladığı için, geciktirdiği hafta sonu ödevi yüzünden evde kalmasa; geçmiş olsun ziyaretini abartıp hepsini, gidene kadar ara vermeden şapır şupur öpecek olan uzak akraba Ersun’un, kendi düğününde de arka arkaya içtiği kokteyller nedeniyle kafayı iyice bulup salonun ortasında pantolonunu çıkarmaya çalıştığını ve gelinin babası tarafından tam da “Papatya Gibisin” şarkısı çalarken dövüldüğünü, bir yandan kardeşinin en sevdiği sigara böreğini sararken bir yandan yüzüne yayılan tatlı pembelik ve neşeyle babasına anlatırken annesinde fark ettiği muzipliğe ve böylesi “kıpırdak” bir aileye sahip olma mutluluğuna kimsenin şahit olamayacağını düşünürken, telefonunu almak için gittiği odasında; çok eski yıllardan beri eve gündeliğe gelen Fertek Hanım’ın kendisini alıştırdığı üzere yatağına bıraktığı ufak tefek hediyelerden birisi olan çorapları görmesi ile patlattığı kahkaha, ayakta atıştırdığı üzüm tanelerinden birisinin boğazına kaçmasına ve az kalsın boğulmasına neden olmayacaktı…
[ayasu]

Hiç yorum yok: